Barzani Ailesi önce KGB, sonra CIA!  

Kategori : |

Eğer KGB elemanı Mustafa’nın oğlu CIA elemanı Mesud “Kürt devletine karışırsanız bizde Diyarbakır’a karışırız” diyorsa bunu dedirten güç Kuzey Irak’ta değil Washington’da “beyaz”a boyanmış bir evde oturan kovboy şapkalı biridir.


Serdar Kuru’nun yazısı:

Barzani familyasının bugün kırdığı cevizleri anlamamız için bu garip ailenin geçmişine biraz bakmamız gerekmektedir. Barzani ailesinin geçmişine özellikle Mesud Barzani’nin babası ve kendilerince büyük kahraman sayılan Mustafa Barzani’nin hayatına baktığımız zaman karşımızda idealist bir insandan çok para rüzgârları nereden geliyorsa oraya doğru yön değiştiren bir tipleme çıkmaktadır. Bugün Mesud Barzani Amerika için ne anlama geliyorsa, geçmişte babası Mustafa Barzani’de Sovyetler için o anlama geliyordu. Mustafa Barzani maaşlı bir Sovyet KGB ajanıydı ve KGB dosyalarındaki kod ismi “Reis”ti. Bugün özgürlük kahramanı olarak lanse edilen Barzanilerin geçmiş ilişkilerini Kuzey Irak’ta herkes bilmektedir ama bunları söyleyenler genelde ya işkenceden geçirilmekte ya da ortadan kaybolmaktadırlar, çünkü Mesud Barzani babasının bir halk kahramanı değil basit bir KGB ajanı olduğu gerçeğinden utanç duymakta ve bunu saklamaya çalışmaktadır. Peki Mustafa Barzani’nin KGB saflarına girmesine neden olan olaylar nasıl gelişti.

Sovyetlerin bir süre çıkarlarına uygun gördükleri için İran’da kurdurdukları naylon Kürt devletçiği Mahabad Cumhuriyeti, 1946 senesinde işlerin değişmesi üzerine ortadan kaldırılmış ve devlet kurduk diye kasılanlar kaçacak delik aramaya başlamışlardı. Bu kaçaklardan biri de Mesud Barzani’nin babası Mustafa’ydı. Yanında bulunan birkaç yüz peşmergesiyle beraber kapağı Sovyetlere atan Mustafa Barzani Moskova’nın sert havasına alışamadığı için Bakü’ye yerleştirildi.

1947 senesinde Bakü’de KGB’nin suikast ve başka ülkelerde iç karışıklık yaratma birimi SMERSH üyesi Sudaplatov kendisiyle temas kurdu. Laf açılmışken SMERSH Rusça Smert Shpionam yani “Casuslara Ölüm” kelimelerinden türetilmiştir ve Stalin zamanında Batılı ajanları yakalayıp öldürmekle görevli bir oluşum olarak kurulmuştur daha sonrada işi başka ülkelerde karışıklık çıkartmaya çevirmiştir.

Biz baba Barzani’nin maceralarına dönecek olursak, SMERSH ile yaptığı görüşme sonucu kendisi ve yanında getirdiği peşmergelere özel KGB tesislerinde gerilla eğitimi verilmesine, daha sonrada tepeden tırnağa silahla donatılıp Irak’a geri gönderilmelerine karar verildi. Bu arada Sudaplatov gibi bir adamın Mustafa Barzani’yle temasa geçmesi o dönemde Sovyetlerin Barzanilerde ne gibi bir potansiyel gördüklerini de ortaya koymaktadır. Çünkü Sudaplatov öyle basit bir KGB elemanı değildir. Troçki’nin öldürülmesi ve atom bombası sırlarının Amerika’dan çalınması gibi operasyonlarda hep bu adamın parmağı bulunur.

Aslında Barzani ailesinin Ruslarla olan ilişkileri çok daha eskiye dayanmaktadır. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Irak toprakları Osmanlı idaresinde ve Barzaniler de Osmanlı vatandaşıyken dönemin aşiret şeyhi Şeyh Abdül Selam nedense Rusya’ya tatile gitmiş ve o dönemden sonra Barzani aşireti Ruslardan altmış defanın üzerinde silah ve para yardımı almıştır. Bu şeyh efendinin Ruslara el açtığı günden birkaç sene sonra Osmanlının Ruslarla savaşa girdiğini hatırlamanızı isterim. Kısacası Barzaniler o dönemde de vatandaşı oldukları Osmanlıyı hem Ruslara hem de daha sonra bildiğiniz gibi İngilizlere satmışlardı. Ne aile ama değil mi. Devam edersek 1961 senesine kadar Mustafa Barzani ve seçme peşmergeleri Sovyet KGB tesislerinde gerilla eğitimi almaya devam ettiler.

1961 senesinde zamanın KGB başkanı Shelepin, dönemin Sovyet lideri Kruşçev’e bir öneride bulundu. Amerika, İran ve Türkiye’nin Sovyetler karşısında kurdukları ittifakı zayıflatmak için bir Kürt ayaklanması çıkarmaları gerektiğini bunun içinde uzun süredir eğittikleri Mustafa Barzani ve peşmergelerini kullanacaklarını söyledi. Buna göre ayaklanma ilk aşamada Irak’ta çıkarılacak ve daha sonra aşiret bağlantıları sayesinde Türkiye ve İran’a yayılacaktı. Böyle bir ayaklanma Iraktaki Batı yanlısı hükümeti sıkıştıracak, Batının petrole ulaşım yollarını kesecek ve Türkiye’deki Amerikan üslerini tehlikeye atacaktı.

Kruşçev bu plana onay vermekte gecikmediği için KGB tarafından sağlanan para ve silahlarla Mustafa Barzani hemen Kuzey Irak’a geçirilerek ilk ayaklanmasını başlattı.

Moskova 700 kadar peşmergeye de üst düzey askeri eğitim vermişti. Patlayıcı uzmanlığı, radar operatörlüğü gibi beceriler öğretilen bu peşmergeler zamanla Kuzey Irak’a sızdırılacak böylece Sovyetlerin müdahalesi dikkat çekmeyecekti. Bu ilk ayaklanmadan sonra da Barzanilerin Sovyetlerle ilişkileri devam etti hatta daha sonradan Irak rejimini 1970’lerde Kürtlere özerklik vermesi için ikna eden Sovyet diplomatı Primakov, bir dönem KGB ajanı olarak gazeteci örtüsüyle Kuzey Irak’ta aylarca kalmıştı. Yıllar sonra dünya dengelerinin değişmesi üzerine Kürtleri yeterince kullandıklarını düşünen ve yeni Irak Baas rejimini kazanmak isteyen Sovyetler Barzanilere sırt dönmüş, bunun üzerine de Barzani ailesi CIA, MOSSAD şemsiyesine sığınmıştı. Tüm bir Soğuk Savaş boyunca duruma göre KGB duruma göre de CIA hesabına çalışan Barzanilerin Soğuk Savaş sonrası maceralarını ve Amerikanın bölgedeki uzantısı olduklarını anlatmaya gerek yok.

Şimdi toparlarsak babası tescilli KGB ajanı olan ve yaptığı tüm icraatları bazen Sovyet bazen de Amerikan çıkarları için ortaya koyan Barzani aşiretinin bugünkü post sahibi Mesud Barzani’nin Türkiye aleyhindeki sözlerini değerlendirirken bu geçmişi iyi düşünmemiz lazım. Barzani ailesinin idealleri yoktur, gücü onlara kim sağlıyorsa onların çıkarları için yaptıkları vardır. Eğer KGB elemanı Mustafa’nın oğlu CIA elemanı Mesud “Kürt devletine karışırsanız bizde Diyarbakır’a karışırız” diyorsa bunu dedirten güç Kuzey Irak’ta değil Washington’da Beyaza boyanmış bir evde oturan kovboy şapkalı biridir. Tepkimizi göstereceğimiz yeri
iyi bilelim.


1 Yorum

elinize sağlık Teşekkür ederim Saygılar.
http://ortadogugazetesi.net/makale.php?id=1094
Yahudi Kürtlükten Nakşibendi - Halidi Şeyhliğine Barzaniler

Yorum Gönder

Arşiv

Son Yorumlar