Yemekle Ruh Sağlığı Arasındaki İlişki  

Kategori :

İnsanlık tarihinde belki de ruh hastalıklarının en fazla olduğu dönemi yaşıyoruz. Elbette bunu doğuran pek çok sebep var ama Vakıf Gureba Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Doç. Dr. Sefa Saygılı'ya göre işin kökeninde yatan en önemli etken yeme-içme alışkanlıklarımız.

Saygılı, bunamadan tutun da çocuklarımızdaki hiperaktifliğe kadar hemen her rahatsızlıkta yediklerimizin direkt etkisi olduğunu söylüyor. Saygılı, yemek yenilen mekanın iştah üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri olduğunu da ifade ediyor.

Kalabalıktaki yalnız insanlar

Günümüzde porsiyonların artık tek kişilik olduğuna vurgu yapan Sefa Saygılı, geçmişteki sofraların sadece midelerin dolduğu yerler olmadığını hatırlatıyor. Yemek esnasında bütün ailenin bir arada bulunduğunu ve sohbet edildiğini hatırlatan Saygılı, bu sayede vücutla beraber ruhun da doyduğunu söylüyor. Hatta öyle ki bir insanın böyle bir sofrada yediği yemekle, tek başına yediği yemeğin vücuda verdiği kalori değerlerinin bile değişebileceğini anlatıyor. Sefa Hoca, "İnsanlar artık yediklerinden lezzet almıyor" diyor.

Klimalar şişmanlatıyor

Hava koşullarının yeme üzerinde etkisini anlatan Doç. Dr. Saygılı, açık ve serin havada yenen yemeğin daha bir iştahlı yendiğini belirtirken, sıcak havada ise iştahın bastırıldığına dikkati çekiyor. Saygılı, son dönemde obezitenin artmasında klimaların etkili olduğuna değinerek şunları söylüyor: "Normalde yazın hareket ve enerji tüketimi azalınca iştah da azalır ve insanlar az yer. Ama klimaların oluşturduğu serin ortamda iştah açılıyor ve insanlar çok yemeye başlıyor. Yaylalardaysa normalden daha fazla yemek yenmesine rağmen insanlarda sürekli bir hareket halinin olmasından ve çok fazla enerji yakılmasından dolayı kilo alınmıyor”.

Toplumda var olan "Psikolojisi bozuk insanlar çok yemek yer" kanısını nasıl değerlendirdiğini de sorduğum Sefa Hoca, bunun bir kısır döngü olduğunu belirterek "Günümüzde aşırı iş yoğunluğu, şehirleşmenin artması, geçim telaşı gibi stresi arttıran pek çok şey var. İnsanın stres ve sıkıntıları artınca rahatlamak için aşırı yemeğe başlar. Sonrasında ise zamanla şişmanlar. Bu sefer de şişmanladığı için strese girer. Bu böyle bir kısır döngü olarak devam eder." Çok fazla yiyen insanların kan şekerinin yükseldiğini de söyleyen Sefa Saygılı, bu durumun devamında ise her türlü ruhsal hastalığın oluşabileceğini anlatıyor.

Ne yediğimiz kadar, nasıl yediğimiz de önemli

Yemeği sevdiklerimiz, dostlarımız, ailemizle birlikte yemeliyiz.

Yemek yerken nimeti vereni düşünüp şükretmeliyiz.

Cömertin malı şifadır. Zevkle ikram edilen bir yemek zevkle yenir.

Çok işlemden geçmiş rafine gıdalardan uzak durun. Her türlü gofret, cips, bisküvi, mısır gevreği, hazır çorba, puding, meyveli yoğurt bu rafine gıdalara örnek olarak gösterilebilir. Paketli gıdaların “İçindekiler” listesinde tanımadığınız bir kelime varsa, o gıdayı satın almayın.

Taze meyve sebzeye ağırlık verin. Kışın kış meyvelerini sebzelerini tercih edin.
Domates, salatalık, biber kış sebzeleri değildir. Her öğününüzde mutlaka çiğ bir gıda yemeye çalışın. Çiğ sebzelerden yapılmış bir salata veya meyve yiyerek bu ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Yemekler arasında en az 3-4 saat bırakın.

Yatmadan 4 saat önce yemek yemeyi kesin.

-Alıntı-
Ramazan Bingöl, Yeni Şafak


0 Yorum

Yorum Gönder

Arşiv

Son Yorumlar