Uluslararası Medyanın Ortadoğu Haber Kriterleri  

Kategori : |

cihanozdemir.comYabancı haber kanalları, uzun zamandır dikkat ediyorum hep İsrail yanlısı haber yapıyor. Haberlerinde sanki hayatını kaybedenlerin hepsi teröristmiş gibi bahsediyorlar. Süleyman Aras bu konu hakkında çok güzel bir fikir ortaya atmış, hoşuma gitti. Ben de bu harekete destek veriyorum ve sizden aşağıdaki yazıyı hem kendi siteniz veya blogunuza hem de bildiğiniz yabancı forum ve sitelerine eklemenizi rica ediyorum.

Twelve Editorial Staff Rules for the Great International Media When the News is from the Middle East

Yabancı haber kaynakları Ortadoğu hakkında haber yaparken aşağıdaki 12 hususu yerine getirmek zorundadır.

1) In the Middle East it is always the Arabs who attack first and always Israel that is defending themselves. This defense is called a reprisal.

Ortadoğu'da ilk saldıran daima Araplar'dır ve kendini savunmak zorunda kalan her zaman için İsrail'dir. Bu savunmaya da "misilleme" denir.

2) The Arabs, Palestinian or Lebanese have no right to kill civilians. That is called "terrorism."

Araplar, Filistinliler ve Lübnanlılar kesinlikle sivil öldüremezler. Buna "terörizm" denir.

3) Israel has the right to kill civilians. That is called "legitimate defense."

İsrail sivilleri öldürme hakkına sahiptir. Buna "kanuni hakkı olan savunma" denir.

4) When Israel kills civilians en masse, the western powers claim that it is more measured. This is called "reaction of the international community."

Eğer İsrail toplu sivil katliamı yapmışsa bu batılı güçler tarafından anlaşılabilir kabul edilir. Buna "uluslararası toplumun tepkisi" denir.

5) The Palestinians and the Lebanese have no right to capture soldiers of Israel inside military installations with sentries and combat posts. This is called, "Kidnapping of defenseless people."

Filistinliler'in ve Lübnanlılar'ın, sığınaklarında yada bekçi kulübelerinde bekleyen İsrailli askerleri esir alma hakları yoktur. Buna "savunmasız insanların kaçırılması" denir.

6) Israel has the right to kidnap anytime and anywhere as many Lebanese and Palestinians as they want. Currently there are more than 10 thousand, 300 of whom are children and a thousand are women. No proof of guilt is needed. Israel has the right to keep kidnapped prisoners indefinitely, even if they are authorities democratically elected by the Palestinians. This is called "terrorist prisoners.”

İsrail istediği zaman, istediği yerde, istediği kadar Filistinli ve Lübnanlı'yı kaçırabilir. İsrail şu anda 10.000'den fazla insanı kaçırmış durumda, bunlardan 300'ü çocuk, binlercesi de kadın. Hapse atmak için kanıt olmasına da gerek yok. İsrail kaçırılan tutsakları istediği kadar içeride tutabilir, bunlar Filistin halkı tarafından demokratik yolla seçilenler olsa dahi. Bunlara "terörist mahkumlar" denir.

7) When the word Hezbollah is mentioned, it is compulsory in the same sentence to contain the words “supported and financed by Syria and by Iran.”

Eğer haberler arasında Hizbullah adı geçerse, yanına mutlaka "Suriye ve İran tarafından desteklenen ve finanse edilen" tabiri eklenmelidir.

8) When you mention "Israel" it is forbidden to make any mention of the words "supported and financed by the U.S." This may give the impression that the conflict is uneven and that Israel’s existence is not in danger.

Eğer haberler arasında "İsrail" adı geçerse, "A.B.D. tarafından desteklenen ve finanse edilen" tabiri kullanmak kesinlikle yasaktır. Bu tabiri kullanmak İsrail'in yalnız çarpışmadığını ve tehlike altında olmadığını gösterir ki bu İsrail o coğrafyada yalnız ve tehlike altındadır tezine aykırıdır!

9) When referring to Israel, expressions that are prohibited: "Occupied Territories," "UN resolutions," "Violations of human rights" or "Geneva Convention.”

İsraille ilgili haberlerde: "işgal edilmiş topraklar" (1967 - 6 gün savaşından), "BM çözüm önerileri", "insan hakları ihlalleri" veya "Cenevre Anlaşması" tabirlerini kullanmak kesinlikle yasaktır.

10) Both the Palestinians and the Lebanese are always “cowardly,” they are hidden among the civilian population, which does not want them. If they sleep in their homes, with their families, that gives them the name of “cowards.“ Israel has a right to destroy with bombs and missiles the neighborhoods where they are sleeping. This is called a “precision surgical action.”

Filistinliler ve Lübnanlılar daima korkakça kendilerini istemeyen sivil halkın arasında saklanırlar. Eğer kendi evlerinde aileleriyle birlikte uyurlarsa, bunlara "ödlek" adı verilir. İsrail bu ödlekleri, komşularıyla birlikte bomba ve füzelerle yok etme hakkına sahiptir. Buna "hassas hedef yok etme" denir.

11) The Israelis speak better English, French, Spanish or Portuguese than the Arabs. Therefore they and those who support them must be interviewed more and have more opportunities than the Arabs to explain the present Rules of the Editorial Staff (from 1 to 10) to the general public. That is called “journalistic neutrality.”

İsrailliler İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Portekizce dillerini Araplar'dan daha iyi konuşurlar. Bu yüzden Ortadoğu haberlerinde 1 ile 10 arasındaki kurallar için İsraillilerle daha fazla röportaj yapılmalı, onların görüşleri alınmalıdır. Ortadoğu'daki durumu İsrailliler halka daha iyi izah ederler. Buna "gazeteci tarafsızlığı" adı verilir.

12) All those who are not in accordance with the Rules of Writing above are "highly dangerous anti-Semitic terrorists."

Yukarıdaki ilkelere göre haber yapmayanlar "çok tehlikeli anti-semitik teröristler" damgası yiyecekleri şimdiden ilan olunur!

-Kaynak-
english.pravda.ru
-Karikatür-
irancartoon.ir

Şerefli Direnişçilerken Terörist İlan Edilenler!  

Kategori : |

cihanozdemir.comBir tarafta taş, diğer tarafta bomba; bir tarafta sapan, diğer tarafta top tüfek; bir tarafta kan gözyaşı, diğer tarafta zenginlik zulüm. Bir de 3.taraf var, elinde Coca-Cola televizyon karşısında vah vah çeken. Dostum Tuncel'in bana da bağlantı verdiği yazıdan sonra, aklıma gelen bir duayı paylaşmak istiyorum. Buyrun, Şeyh Ahmed Yasin'in duasını okuyalım.

"Bizler direndik, ileri atıldık ve kaçmadık.."

Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!

Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!

Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!

Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!

Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu?

Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!

Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye. 'Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!' diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor? Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:

Bizler direndik, ileri atıldık ve kaçmadık..

Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!

Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!

Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!

Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!

Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!

Allah'ım!

Sana şikâyette bulunuyorum... Sana şikâyette bulunuyorum... Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum. Sen mustazafların Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana m?

Allah'ım!

Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına, sana şikâyette bulunuyorum.

Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız ayrıldı...

Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini sana şikâyet ediyoruz...

Şeyh Ahmed Yasin

Hayatının büyük bölümünü İsrail hapishanelerinde geçirmiş, gözleri görmeyen, felçli, tekerlekli sandalyeye mahkum Filistinli lider. 22 Mart 2004'te, 67 yaşında, sabah namazına giderken bir İsrail füzesiyle şehid edildi.

-Kaynaklar-
yenisafak.com.tr
irancartoon.com

Voodoo Bebekleri  

Kategori : |

cihanozdemir.comEtkileyici, aynı zamanda insanın yüreğini burkan bir animasyon. Bir voodoo bebeğinin arkadaşları için gösterdiği cesaretin hikayesi.


Son Yorumlar